Amerikan Mimarlar Enstitüsü’nün düzenlediği kongrede Yapı Bilgi Sistemi tartışıldı

19 – 21 Mayıs 2005 tarihleri arasında Las Vegas’ta düzenlenen Amerikan Mimarlar Enstitüsü (AIA) kongresi, 30,000’den fazla mimarın katılımıyla gerçekleşti. 4.000 kişinin izlediği ve Yapı Bilgi Sistemi üzerine düzenlenen paneldeki konuşmacılardan biri de, Autodesk’in yapı çözümleri bölüm yöneticisi Phil Bernstein idi.

Paneli başlatan AIA başkanı Douglas Steidl, “Her geçen gün, sayısal bilgi teknolojilerinin mimarlık pratiğini, özellikle de iş ortaklarımız ve müşterilerimiz ile olan iletişimimizi daha çok değiştirdiğini görüyoruz.” diyerek sözü McGraw-Hill inşaat şirketi başkanı Norbert Young’a verdi. Young, kullanılan yöntemlerin, kullanılabilecek olanlardan çok farklı olduğunu, Yapı Bilgi Sistemi’nin mekan, form ve zamanı, paylaşılabilir bir modelde toplayabildiğini belirtti.

Illinois Üniversitesi, Chicago Mimarlık Okulu müdürü Prof. Dr. Daniel Friedman’ın yöneticiliğini yaptığı panelde, sektörde farklı konumlarda bulunan beş yönetici, Yapı Bilgi Sistemi’ne kendi perspektiflerinden baktılar.

Müşterileri temsilen söz alan, Johnson & Johnson şirketinden William Tibbett, “Değişim kapımızda ve müşteriler yeni yöntemler istiyor” diye sözlerine başladı. Müşterilerin artık, hatalar, gecikmeler, ellerindeki bilgiyi paylaşamayan ekipler istemediğini açıklayan Tibbett, inşaat projelerinde, müşteri ile en uzun ilişkiyi kuranın ve tüm sürece hakim olan tek kişinin mimar olduğunu, bu yüzden müşteri isteklerine yanıt verebilmek için Yapı Bilgi Sitemi teknolojisini ilk buyur edecek kişinin de mimar olması gerektiğini belirtti. Tibbett, müşterilerin tasarım ve inşaat şirketlerinden bekledikleri en önemli dört eylemi şu şekilde sıraladı:

Büyük inşaat şirketlerinin bakış açısını yansıtan, HOK şirketi icra kurulu başkanı Patrick MacLeamy, geleneksel olarak mimarların sunduğu hizmetin ağırlıklı olarak uygulama projesinin hazırlanması aşamasında olduğunu, oysa tasarımın kalitesinin artması, para ve zamandan tasarruf sağlanabilmesi için stratejik etkinin, kavramsal tasarım, avan proje, vb. aşamalarda olması gerektiğini söyledi. MacLeamy, mimarların hak ettikleri yeri, ancak gerekli teknolojileri kullanarak kazanacaklarını belirtti.

Teknoloji geliştiren bir yazılım şirketinin düşüncelerini dile getiren Autodesk yapı çözümleri bölüm yöneticisi Phil Bernstein, aslında mimarların rolünün değişmediğini, sektörde mimarlık etrafındaki her şeyin çok hızla değiştiğini, bu yüzden mimarların geri kalmış gözüktüğünü söyledi. Yapı Bilgi Sistemi’nin, mimarlara bu değişim hızını yakalatacak, pratik ve etkinliği kanıtlanmış bir araç olduğunu belirten Bernstein, 3 boyutlu yapı veritabanını bir kere oluşturmanın, proje sürecini baştan sona değiştireceğini, ekip çalışmasını önemli ölçüde iyileştireceğini anlattı.

Thorton-Thomasseti Mühendislik’ten başkan yardımcısı Joseph Burns ise, 3 boyutlu tekniklerin, karmaşık projelerde zaman ve bütçe problemlerinin çözümünü nasıl kolaylaştırdığını örneklerle açıkladı.

Pritzker ödüllü mimar Thom Mayne de artık mimarın elinde, arazi modeli ile başlayıp, istediği tasarım alternatiflerini denediği ve son aşamaya kadar birçok bilgi depoladığı bir ortam olduğunu, bu ortamın da mühendisler, yükleniciler ve malsahiplerinin daha sonra kullanabileceği bir veritabanı oluşturduğunu belirtti. Kendisini sonucun değil, yöntemin daha çok etkilediğini söyleyen Mayne, yeni araçlar ile hamaliyeler yerine tasarıma odaklanabildiğini sözlerine ekledi.

Panelistler, mimarların bir an önce harekete geçmeleri ve müşterileri ile aynı frekansta kalabilmek için bu teknolojiyi hayata geçirmeleri gerektiğinde hemfikirdiler. Bunun sıkıntı verici bir iş ve sınırlayıcı bir teknoloji olmadığını, aksine mimarın, yavaş, hamaliye gerektiren ve hataya açık uygulama paftası hazırlama işinden kurtulup, tasarıma ve problem çözmeye odaklanabilmesini sağladığını, dolayısıyla mimarı özgürleştirdiğini de belirttiler.

Ana Sayfa
SAYISAL GRAFİK Web Sitesi