Sanal Gazete 31. sayıda, İstanbul ve Unesco Dünya Mirası Listesi ile ilgili bir yazı yayımlamıştık. Bu sayımızda İstanbul ve Unesco Dünya Mirası Listesi ile ilgili olarak, ICOMOS (Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) Türkiye Komitesi Başkanı ve İTÜ Mimarlık Fakültesi, Restorasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeynep Ahunbay ile bir röportaj yaptık.
SG - İstanbul'un UNESCO Dünya Mirası Listesi’nden çıkarılması gündemde. Bu konuda gelinen son durum nedir?
ZA - Şubat 2004'e kadar süre verildi. O zamana kadar Suriçini Koruma İmar Planı’nın yürürlüğe girmesi ve kentsel dokuyu korumaya yönelik olumlu uygulamalar olması bekleniyor.
SG - UNESCO neden listeden çıkarılma uyarısı verme gereği hissetti?
ZA - İstanbul'un Dünya Mirası olan tarihi alanlarının kötü durumu, onarımların istenilen düzeyde olmaması, bu uyarının gerekçeleri arasında. Dünya mirası alanlar ihmal edilmiş, kaderine terk edilmiş. Yıkımları durdurmak için koruma yönünde bilinçli ve kapsamlı adımlar atılması bekleniyor.
SG - 29 Temmuz 2003'de konu ile ilgili olarak çeşitli sivil toplum örgütlerinin katıldığı bir toplantı düzenlendi. Buradan ne sonuçlar elde edildi?
ZA - Sivil toplum örgütleri İstanbul'un tarihi alanlarının korunmasının önemli olduğunu; iyileştirici çalışmaların UNESCO uyardığı veya istediği için değil, kentimizin evrensel değere sahip değerlerini yitirmeyi bizler de istemediğimiz için, kayıpların durdurulması için bir an önce müdahale edilmesi gerektiğini vurguladılar. Sorunu çözmek için güç birliği yapılması ve dayanışma sözleri verildi.
SG - İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Haziran 2003'de duyurduğu Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı İmar Planı, İstanbul'un tekrar kaZAnılması için faydalı olacak mı?
ZA - Koruma amaçlı imar planları, tanımladıkları koruma bölgelerinin durumlarının iyileştirilmesi için tanımladıkları müdahale biçimleri, belirli alanlar için öngördükleri yeni işlevler ve uygulama için önerdikleri araç ve kaynaklarla korumayı yönlendirirler. Planın hazırlanması kadar uygulama da önemlidir. Hazırlanan Suriçi Koruma İmar Planı henüz İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan geçip uygulamaya girmediği için son biçimini bilemiyoruz.
SG - UNESCO, Dünya Mirası Listesi’nde çok sayıda eserin yer almasındansa, listede yer alanların düzgün bir şekilde korunması gerektiğini önemle vurguluyor. Acaba Türkiye, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında listeye girebilecek çok daha fazla esere sahipken, listeye girenleri bile tam koruyamayarak kendi durumunu zorlaştırmıyor mu?
ZA - Türkiye'nin Dünya Mirası olarak tescil edilebilecek birçok kültür değeri var. Ancak, şu anda listede yer alan 9 anıt ve sitin bakımı gereğince yapılamıyor. Dünya standartlarında alan yönetimi sağlanamıyor, gerekli teknik donanım ve onarım kadroları tahsis edilemiyor. Beklenenler gerçekleşmeyince UNESCO uyarıda bulunuyor.
SG - Dünyada pek çok yer, bu listede yer alıyor ve korumanın iyi örneklerini sergiliyor. Örneğin, ekonomik olanakları çok sınırlı olan Nepal'de bile, kültürel mirasın çok iyi korunduğu bölgeler var. Sanırız bu o kadar da para veya ekonomik kaynakla bağlantılı bir şey değil; yani asıl önemli olan niyet gibi görünüyor. Siz bu konuda ne diyorsunuz?
ZA - Nepal küçük bir ülke fakat UNESCO orada Dünya Mirası alanlarının bakımı için gerekli teknik kadronun güçlenmesine yardım etti. Koruma alanlarında yıkımı keserek, denetim sağladılar. Yine de 2003 yılında yapılan görüşmede "Tehlikede olan Dünya Mirası" listesine alınmışlar. Dünya Mirası alanlarda sürekli bakımı sağlamak, özgün öğeleri korumak önemli. Kültür Bakanlığı ve ilgili belediyelerin kaçak yapılaşma, yıkım, kötü kullanım gibi sorunları sürekli izlemesi ve alanın iyileştirilmesi için kaynak ayırması gerekiyor.
SG - Doğal ve kültürel varlıkların korunmasında, Türkiye hep sıkıntı yaşıyor. Tahrip ettiklerimiz, bir daha asla yerine konamayacak değerler. Bu, aslında Dünya Mirası Listesi’nde yer alıp almamanın ötesinde bir konu. İşin ucunda çarpık kentleşmeden, haksız kaZAnç sağlamaya kadar giden bir dizi olumsuz etken var. Acaba doğal, tarihi ve kültürel yerler, Türkiye'de hep doğaya ve insanlığa saygısızlığın, para hırsının ve cahilliğin kurbanı mı olacak? Yoksa bir çıkış yolu var mı?
ZA - Sözünü ettiğiniz tehditler, olumsuzluklar bütün dünyada var fakat üstesinden gelmek için çalışıyorlar. Bilinçlenme, teknik ve maddi destek sağlanması mümkün olursa, kayıplar aZAltılabilir. Kendi haline, yıkıcıların eline bırakılan alanların Dünya Mirası Listesi’nde kalması beklenemez.
SG - Siz şu anda Zeyrek'te çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz. Zeyrek'in durumu nedir?
ZA - Yıllardır ihmal edilen Zeyrek Mahallesi’nde şu anda durum çok iç acıcı değil. Betonarme olarak yenilenen bir ev var. Yıkılmış evlerin bahçelerine yapılmış gecekondular tren vagonu gibi birbirine ekleniyor. Eski evler gelişigüzel yamanıyor, cephelerine asri pencereler açılıyor. Biliyorsunuz "özgünlük" Dünya Mirası anıt ve sitlerde aranan bir özellik. Yerine kopya veya başka malzemeyle yenileri yapılan evler artık tarihi değer taşımıyor ve alan özelliğini yitirmiş oluyor. Dileğimiz mevcut ahşap evlerin iyileştirilerek yaşatılmaları- yani tümden yıkılmadan, betonarmeye çevrilmeden onarılmaları. Ahşap evler gibi, mahallenin camisi de uzun zamandır onarılmamış ve çok harap durumda. Su anda çatının onarımı sürüyor. Daha sonra iç mekanlar ve cephelerin onarılması planlanıyor. Bu yönde hazırladığımız projeler için destek arıyoruz.
SG - Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Zeyrek'teki ahşap evlere bir örnek