Tarihi Yarımada, milattan önceki dönemlerde başlayan, Bizans Dönemi ile gelişen ve Osmanlı'dan günümüze kadar ulaşan çok zengin ve değerli bir geçmişe sahiptir. Sadece bu geçmiş bile bir koruma nedeni olarak kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra içinde bulundurduğu anıtsal mimari yapılar ve geleneksel doku ile de çok önemli bir tarihi merkez konumundadır. Batıda II. Teodosios Dönemi Kara Surları, güney ve kuzeyde Marmara ve Haliç Surları ile belirlenen Tarihi Yarımada'nın geçmişte en büyük iki imparatorluğa başkentlik yapması, Ayasofya, Süleymaniye, Fatih, Sultan Selim, Mihrimah Sultan Külliyeleri gibi ünlü anıt toplulukları, kente kimlik veren çeşme, sebil, han , sıbyan mektebi gibi sivil yapıları, türbe, hazire ve mezarlıkları, köşk ve konakları, kentsel sit özelliği taşıyan alanların yoğunluğu ile çok özel bir niteliğe sahip olması, sit alanı ilan edilmesinde önemli etkenler olarak gösterilmektedir. Tarihi Yarımada'yı parça parça dağınık sitlere bölmenin, bölgeyi bir bütün olarak ele almayı engellediği, kentin siluetini ve doku bütünlüğünü koruma açısından yetersiz kaldığı, İstanbul 1 No'lu K.T.V.K.K.nun bölgeyi sit alanı ilan eden kararlarında açıklanmaktadır.
İstanbul Tarihi Yarımada imar planı ile, bölgede kültür alanı ve yeşil alan miktarı 3 katına çıkarılacak. Trafik de tarihi dokuya uygun hale getirilecek. Planda toplu taşımacılık ve tüp geçit öne çıkarılıyor. Yaya yolları da çoğaltılacak. Böylece Tarihi Yarımada'ya araçların değil insanların taşınması sağlanacak. Bu arada, çevreye zarar vermeyen akülü araçların burada raylı sisteme takviye olarak kullanılması için çalışma yapılıyor. Bölgedeki altyapı çalışmaları bitiyor. Yolların da rehabilitasyonu sağlandığında Tarihi Yarımada, taşıdığı değerlere yaraşır bir bölge haline gelecek.