Taşkınlar, anormal yağışlar ve kar erimeleri dolayısıyla akarsuların yataklarını terk ederek yerleşim yerleri ve ekili alanları basmaları sonucu oluşur. Kent yaşamının gelişmesiyle birlikte nüfusun şehirlerde yoğunlaşması ve yollarla kaplanmış alanların artması sonucunda, şehir altyapılarının zaman zaman aşırı yağışlar karşısında yetersiz kalması, şehir merkezlerindeki sel baskınlarına neden olmaktadır.
Taşkınların etkili oldukları sahalar genellikle akarsuların ovaya açıldıkları yerlerdir. Bu alanlar; gerek topografyanın uygun olmasından, gerek su temini imkanlarının bolluğundan ve gerekse tarımsal kalkınma için ideal şartlara sahip olduklarından, tarihin tüm devirlerinde önemli yerleşimlerin kurulduğu yerler olmuşlardır. Taşkınlar; bu tip yerleşim yerlerinde beklenen normal gelişmeyi frenleyici bir rol oynamasına karşın, yine de tamamen engel olmamaktadır. Bu da, herhangi bir yerleşim yerinde aynı şiddette bir taşkın sebebiyle oluşan veya ilerde oluşabilecek olası zararların, zaman ilerledikçe artması sonucunu doğurmaktadır.
Taşkından korunma amacıyla akarsular üzerinde barajlar inşa edilmekte, bu barajlarda olası bir taşkın için hacim ayrılarak, taşkın sularının zaman içerisinde kontrollu olarak salıverilmesi yolu izlenmektedir. Akarsu yataklarının islah edilmesi ve seddeler inşa edilmesi de taşkından korunma için alınabilecek önlemlerdir. Fakat bazı durumlarda, akarsu yataklarına insanlar tarafından inşa edilen yapılar ve köprüler ile, nehir yatağının bilinçsizce değiştirilmesi veya nehir yatağına malzeme yığılması gibi etkenler, taşkınların oluşmasına veya etkilerinin artmasına neden olabilmektedir.
Taşkın koruma amacıyla inşa edilecek her türlü yapının projelendirilmesi, tarihte oluşmuş taşkınlardan elde edilen doneleri içeren, hidrolojik ve istatistiki çalışmalara dayandırılır. İnşa edilmesi planlanan bir taşkın koruma tesisinin maddi olarak faydası; taşkın kontrolu sonucu, taşkın zararlarında oluşacak azalmadır.
Türkiye'de yağışların başlamasıyla birlikte her yağmur, sel riskini de beraberinde getiriyor. Yukarıda bahsedilen nedenlerin yanında yanlış imar politikaları ile dere yataklarının yapılaşmaya açılması ve altyapı yetersizliği sonucu iki saatlik bir yağmur bile kentte yaşamı felç etmekte ve birçok ev ve işyerinin sular altında kalmasına yol açmaktadır. Türkiye'de yaşanan sel felaketlerinin boyutlarını anlamak için Mayıs 2001'den Kasım 2001'e kadar sadece 6 aylık bir dönemde yaşanan bazı sel felaketlerinin gazete haberlerine bakmak bile yeterli olacaktır:
“Hatay'da Sel Felaketi
2000'e yakın ev ve işyeri ile 719 bin dönüm ekili alanın sular altında kaldığını bildiren Vali Köksal, sel felaketi nedeniyle şehrin altyapısında çok büyük zarar meydana geldiğini, 60'a yakın köprü ve menfezin tahrip olduğunu kaydetti.
Sadece Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün tespitlerine göre 700 trilyon liralık bir zarar meydana geldiğini anlatan Köksal, halen 250'yi aşkın iş makinasının düzeltme ve ıslah çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi. Köksal, Kızılay'ın her gün iki öğün olmak üzere 3500 kişiye sıcak yemek verdiğini, 1500 battaniye dağıttığını, ihtiyacı olanlara çadır sağladığını belirterek, evleri yıkılanlara 250'şer, hasar görenlere ise 150'şer milyon lira dağıtılmaya başlandığını söyledi. Sel felaketinde, dere yatağındaki evlerde yaşayanların anonsla dışarı çıkarılmaları sayesinde can kaybı meydana gelmediğini anlatan Köksal, felakette 159 evin tam hasar, 376 evin orta hasar, 576 evin ise az hasar gördüğünü kaydetti.” (15.05.2001 tarihli Hürriyet Gazetesi)
"Türkiye sular altında"
Elazığ / 30 ev su altında: Önceki sabah başlayan ve aralıksız yağan yağmur nedeniyle Sanayi, Bahçelievler, Abdullah Paşa ve Sürsürü mahallelerindeki 30 ev ile çok sayıda işyeri su altında kaldı. Zübeyde Hanım Caddesi bir süre trafiğe kapandı. Elazığ Meteoroloji yetkilileri, son 24 saat içerisinde metrekareye 9.2 kilogram yağış düştüğünü bildirdiler.
Adana / Bir saat yetti: Önceki gece 22.00-23.00 saatleri arasındaki sağanak yağış sonucu bazı evleri ve çok sayıda işyerini su bastı. Trafik zaman zaman aksadı. Çok sayıda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldi. Meteoroloji Bölge Müdürlüğü yetkilileri, etkili yağış ve kuvvetli rüzgarın 3 gün daha devam edeceğini açıkladılar.
Siirt / Karayolunda Hasar: Son yılların en şiddetli yağmurunu gören Siirt'te, su baskınından zarar gören evlerin onarım çalışmaları halen devam ediyor. Caddelere dolan su nedeniyle ulaşım aksarken, çok sayıda araç arızalandı. Hasar tespit çalışmalarının sürdüğü Siirt'te, yağışlar yüzünden oluşan sel sularının, Eruh karayolunda hasara yolaçtığı ve ulaşımın güçlükle yapıldığı belirtildi.
Kuşadası / 20 yılın rekoru: Aydın'ın Kuşadası İlçesi, dün son 20 yılın en etkili sağanak yağışına sahne oldu. Yarım saatten fazla süren ve turistik ilçenin özellikle kıyı şeridini etkileyen yağmur, İsmet İnönü Bulvarı üzerindeki mağaza ve dükkanların sel suları altında kalmasına yol açtı. Bulvar üzerinde araç trafiği dururken, sel sularına müdahale etmek isteyen itfaiye arazözü yolda kaldı.
Bolu / Depremzede perişan : Üç gündür süren yağışlar yüzünden, depremzedeler çadırların etrafına kanallar açılarak, yağmur sularından korunmaya çalıştı. Esnaf da kendi olanaklarıyla işyerlerini temizledi. Çocuklar, çadırların etrafında yağmur suyunun oluşturduğu göletlerde oyun oynadılar. Meteoroloji yetkilileri, 3 günde kent merkezinde metrekareye 19.3 metreküp yağış düştüğünü bildirdi.” (9.05.2001 tarihli Sabah Gazetesi)
“İzmit'te Deprem gibi Sel : İzmit'te önceki gün yaklaşık bir saat süren sağanak yağışın yol açtığı sel cadde ve sokaklardaki asfaltları dahi söküp attı. İlk belirlemelere göre, selin neden olduğu zarar 20 trilyon lirayı buluyor” (15.08.2001 tarihli Radikal Gazetesi)
“Zonguldak da Felç Oldu : Önceki akşam aralıksız yağan yağmur Zonguldak kent merkezinde yaşamı felç etti. Kent merkezinde birçok ev ve dükkân sular altında kalırken, kentin ortasından geçen Üzülmez Deresi'ndeki su seviyesi bir anda 1.5 metreye kadar ulaştı.” (15.08.2001 tarihli Radikal Gazetesi)
“Su baskınına uğrayan ev sayısı 368'e yükseldi : İstanbul'da devam eden sağanak yağış nedeniyle su baskınına uğrayan ev ve işyeri sayısı 368'e ulaştı. Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'ndan alınan bilgiye göre, saat 14.30 itibariyle kentin Anadolu yakasında 283, Avrupa yakasında ise 85 ev ile işyerini su bastı. Yağışlardan dolayı su seviyesi yükselen Ayazama Deresi'nin yanındaki Cendere Yolu, yüksek yerleşim yerlerinden akan suyun birikmesi nedeniyle araç trafiğine kapatıldı. Bu yol üzerindeki bazı fabrika ve işyerleri de su baskınına uğradı. Ayrıca, Kağıthane Harmantepe Mahallesi Abdi İpekçi Caddesi üzerindeki Güneşli ve Beştepe sokaklarının birleştiği noktada yolun bir bölümü çöktü.” (20.08.2001 tarihli Radikal Gazetesi)
“Altı günde ikinci sel : İzmit de son altı günde ikinci kez sel baskınına uğradı. 13 Ağustos'ta trilyonlarca liralık maddi hasara yol açan selin ardından, önceki geceki şiddetli yağışta da çok sayıda ev ve işyerini sel bastı. İzmitliler sabaha kadar sel ve kanalizasyon sularını temizlemeye çalışırken, birçok kişi evine giremedi. Kentin caddeleri, kanalizasyonların taşmasıyla pislik içinde kaldı.” (21.08.2001 tarihli Radikal Gazetesi)
“Antalya'da yağmur tatili : Üç gündür aralıksız süren yağmur yüzünden Antalya'da okullar tatil edildi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, aldığı bir kararla dün saat 12.00'den itibaren kent merkezindeki okulları 1.5 gün tatil etti. İlköğretim okulları ve liselerde eğitim gören öğrenciler çarşamba günü (yarın) dersbaşı yapacak. Yağmur nedeniyle 30'a yakın ev ve işyerini su bastı. Son 24 saatte Antalya'da metrekareye 158 kilogram yağış düştüğü açıklandı.” (6.11.2001 tarihli Radikal Gazetesi)
“Rize'deki heyelanda ölü sayısı 8 oldu : Rize'de de iki gündür devam eden yağmur nedeniyle kapanan 74 köy yolununun 33'ü ulaşıma açılırken, Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü yetkilileri, diğer köy yollarının 3 gün içinde açılacağını kaydettiler. Rize'nin Ardaşen İlçesi'ne bağlı Küçükköy'de heyelan yüzünden 23 ev, Kurtuluş Köyü'nde 1 ev, Fındıklı'nın Karali Köyü'nde ise 1 ev yıkılırken, 3 ev de heyelan tehlikesine karşı boşaltıldı. Öte yandan, Rize'de Engin Dere'nin bulanık akması sonucu dün kesilen şehir içme suyu, bugün yeniden verilmeye başlandı.
Artvin'de de, yağış nedeniyle birçok köy yolu ulaşıma kapanırken, bu yolların yeniden açılması için çalışmalar sürüyor. Artvin Valisi Selahatin Akyurt, yağışın durduğunu ve hasar tespit çalışmalarına başladıklarını belirterek, "Önceden hazırlıklı olduğumuz için fazla bir zarar görmedik, ama yine de bir vatandaşımız heyelan sonucu hayatını kaybetti" dedi. Vali Akyurt, dün Hopa'da eğitim-öğretime ara verilen 4 okulun bugün yeniden açıldığını da kaydetti.” (26.11.2001 tarihli ntvmsnbc)
“Sel İzmir'i süpürdü geçti : Doğu Karadeniz'de ölümlere yol açan şiddetli yağış, dün de Ege Bölgesi'ni etkisi altına aldı. İzmir'de gün boyunca süren sağanak yağış, sele yol açtı. Poligon Deresi ve Melez Çayı'nın taşmasıyla çok sayıda işyeri ve konutu su bastı. Kentte üç kişi kopan elektrik telleri nedeniyle akıma kapılarak, yedi kişi ise trafik kazası sonucu yaralandı. Birçok araç göle dönen caddelerde 'sürüklendi'. Yağış süresince öğrenciler okullardan çıkartılmadı. Marmara Bölgesi ise şiddetli lodosun etkisi altına girdi.” (15.11.2001 tarihli Radikal Gazetesi)
“Rize ve ilçelerinde, hafta sonu meydana gelen sel ve heyelanlarda ölenlerin sayısı, 8'e yükseldi. Çayeli İlçesi'nin Ormancık Köyü'ndeki sel ve heyelanlar sırasında kayıp olan Yaşar Çiftçi'nin (45) cesedi, Seslidere Köyü'ndeki balık çiftliğinin enkazı altında bulundu. Bu arada, Ormancık Köyü'nde kaybolan Kadir Çiftçi (55) ile Ardeşen İlçesi'nin Şendere Köyü'nde kaybolan Hasan Ataseven'i (62) arama çalışmaları sürdürülüyor. Heyelandan etkilenen 70 köy yolu ulaşıma kapanırken, 223 ev heyelan tehlikesine karşı boşaltıldı. Yörede hala 56 köy ile telefon bağlantısı kurulamazken, 11 köye su, 18 köye ise elektrik verilemiyor. Öte yandan, Kızılay, yörede sel ve heyelanlar nedeniyle mağdur olan vatandaşlara, karayolu ve helikopter ile yaklaşık 60 tonluk kuru gıda maddeleri içeren paketler dağıttı.” (15.11.2001 tarihli ntvmsnbc)
"Doğu Karadeniz'de 600 köy yolu kapalı Doğu Karadeniz'de sel ve heyelandan hasar gören birçok yolda trafik tek şeritten verilirken, 600 köy yolunun ve 4 dağ geçidinin kar nedeniyle kapalı olduğu bildirildi.
Karayolları ve Köy Hizmetleri yetkilileri, kar nedeniyle Ovit Dağı, Soğanlı Dağı ve Salmankas Dağı mevkii ile Beşikdüzü-İskenderli ve Tonya yolunun 20-25'inci kilometreleri ile Trabzon, Rize, Giresun, Gümüşhane, Artvin, Bayburt illerine bağlı 600 köy yolunun da kapalı olduğunu açıkladı. Yetkililer, ayrıca geçen hafta Rize ve ilçelerinde yaşanan heyelan ve sel afetinde hasar gören, İyidere-İkizdere Devlet Yolu'nun 37. kilometresinde geçişlerin servis yolundan, İyidere-İkizdere yolunun 32. kilometresinde, Çayeli-Büyükköy yolunun 7. kilometresinde, Çayeli- Kaptanpaşa yolunun 13. kilometresinde, Pazar-Hemşin yolunun 8. kilometresinde ve Hopa-Borçka Devlet Karayolu'nun 1. ve 10. kilometrelerinde, trafiğin tek şeritten verildiğini belirtti.” (20.11.2001 tarihli ntvmsnbc)
"İzmir'de yağış: 1 kişi öldü,10 yaralı İzmir'de, gün boyunca devam eden sağanak yağış, kent yaşamını felç etti.İzmir'de, dün yaşanan sağanak yağışta, elektrik akımına kapılan Zafer Biroğlu, öldü.” (20.11.2001 tarihli ntvmsnbc)
Afet Yönetimi ve Teknoloji
Doğa olaylarının önlenemez olarak afete dönüştüğü kabulünden vazgeçilmediği ve kentlerimizde toprak rantına dayalı imar politikaları uygulanmaya devam edildiği sürece Türkiye'de afetler ile ilgili olarak; afet olduktan sonra battaniye, çadır dağıtmak ve yaraları sarmaya çalışmaktan öteye gidilemeyeceği çok açık görünüyor.
Afetler konusunda yapıcı adımlar atmaya karar verildiğinde; teknolojinin kullanımı da vazgeçilmez olarak duruyor. Doğal afet yönetimi birçok kurum ve kuruluşun bir arada çalışmasını gerektiren çok aşamalı bir süreçtir. Bu süreç; afet öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılacak birçok katmanı barındırıyor ve sürecin aksamadan yürümesinde teknoloji kullanımının önemli bir ayağını da coğrafi verilerin kullanımı, analiz ve paylaşımı konusunda çözüm sunan Coğrafi Bilgi Sistemleri (GIS) oluşturuyor.
GIS; afet öncesinde yer seçiminde karar destek aracı olarak; akarsu yataklarının, taşkın alanlarının belirlenmesi gibi coğrafi verilerin analizinde, kaçak yapılaşmanın izlenmesi gibi mevcut durum tespitinde, afet sırasında ve hemen sonrasında; afet merkezinin tespiti, yardım gönderilecek bölgelerin tespiti ve kaynak dağıtımı, geçici yerleşimlerin yerlerine karar verilmesinde, afet sonrasında; hasar tespit çalışmaları, hak sahiplerinin belirlenmesi gibi birçok konuda kullanılabilir.