Prof. Dr. Okan Tüysüz / İTÜ Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü
Arda Serim / SAYISAL GRAFİK
Kuzey Doğu ve Anadolu fayları ve Ege graben sistemi gibi dünyanın tektonik açıdan en aktif kuşakları üzerine oturan ve milyonlarca yıldan beri büyük depremlerden etkilenen Anadolu, daha öncekilerde olduğu gibi 17 Ağustos 1999 ve 12 Kasım 1999 depremlerine de hazırlıksız yakalandı. Ulaşım ve iletişimin kesildiği bir ortamda her seviyedeki sorumlu yöneticilerde birkaç gün süren bir şaşkınlık yaşandı. Bu birkaç günün sonunda etkin önlemler alınmaya başlandı ise de hazırlıksızlığın faturası son derece ağır oldu.
Çoğu doğal afet gibi depremi de önlemek mümkün değildir. Depremin vereceği zarar kaçınılmaz ama zararlarını azaltmak, gerek afet öncesi gerek afet sonrası önlemlerle mümkündür. Son iki deprem sonrasında ciddi bilim adamlarının, hem bilimsel yayın ve toplantılarda, hem de medyada yaptıkları açıklamalar kamuoyunda bu konuda bir hassasiyet oluşturmuş, gerek merkezi ve yerel idareler, gerekse bireyler gelecek deprem(ler)e karşı önlem almaya başlamışlardır. Diğer bir deyişle önceki depremlerin aksine son iki depremden ülkemiz insanı önemli dersler çıkartmıştır.
Son iki depremden alınan en önemli derslerden biri de "afet yönetiminde teknolojinin akılcı kullanımı olmadan, doğa olaylarının felakete dönüşmesinin önlenemeyeceğidir". Doğal afet yönetimi, çok katmanlı ve çok aşamalı bir süreçtir. Çok katmanlıdır; farklı disiplinlerde uzmanlaşmış ulusal ve uluslararası resmi ve özel kuruluşlar, meslek odaları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, yerel ve merkezi idareler ve bireyler bu sürecin belirli noktalarında yer alırlar. Çok aşamalıdır; önleme ve zarar azaltma, hazırlıklı olma, tahmin ve uyarı, kurtarma ve ilk yardım, iyileştirme, yeniden inşa etme gibi ara süreçleri vardır. Doğal afet yönetimini destekleyen en önemli unsurlardan biri de Coğrafi Bilgi Sistemleridir (GIS). Coğrafi Bilgi Sistemi, coğrafi dağılıma sahip farklı türdeki verilerin bilgisayar ortamında sınıflanmasını ve analizini en verimli şekilde sağlayan bir yöntemler topluluğudur. Doğal afetler de coğrafya üzerinde gerçekleştiğinden, olan ya da olacak afetin analizi en iyi GIS ile yapılabilir.
Deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında GIS'den nasıl yararlanabiliriz? Bu düşünce ile önümüzdeki 30 yıl içerisinde önemli bir depremden etkilenmesine kesin gözü ile bakılan Marmara Bölgesi için bir model hazırlanmıştır. Hazırlanan modelde doğal afet yönetimi üç aşamalı olarak düşünülmüştür. Bu aşamalar:
1. Deprem öncesi (Önlem aşaması):
Deprem zararlarını en aza indirmek amacı ile deprem öncesinde önlem almak, başta maliyetli gibi görünebilir ama "yara sarmak" ile karşılaştırıldığında, aslında çok daha akılcı ve ekonomiktir. Hele de Marmara Bölgesi gibi ülke nüfusunun ve ekonomisinin ağırlıkta olduğu deprem riski yüksek bir bölge için önlem almak kaçınılmaz bir olgudur. Alınacak önlemlerle can kaybı azaltılır, yerleşim yerleri bilimsel veriler ışığında seçilebilir, mevcut binalar deprem koşullarına uygun hale getirilerek zararın en aza indirilmesi sağlanır. GIS bu aşamada deprem senaryoları oluşturarak deprem riski taşıyan bölgeleri belirlemede, uygun yerleşim alanlarının seçilmesinde ve bina yapımında dikkate alınması gereken koşulları belirlemede kullanılabilir.
2. Depremin hemen sonrası (Acil yardım ve kurtarma aşaması):
Deprem olduğunda ilk bilinmesi gereken konu depremin nerede olduğu ve nereleri etkilemiş olabileceğidir. Böylece ilk yardım çalışmaları doğru yerlere yönlendirilebilir. Hemen yapılması gereken şey, arama ve kurtarma ekiplerinin en kısa sürede bölgeye ulaşmasını sağlamak ve mümkün olduğu kadar çok insanı göçük altından çıkartmaktır. Eşzamanlı olarak yaralıların tahliyesi yapılmalı, bölgeye lojistik destek sağlanmalıdır. Bu sayılanların içinde coğrafya boyutu hep vardır. GIS bu aşamada depremin yerine bağlı olarak nereleri etkilemiş olabileceğini, buralara en kısa sürede nasıl ulaşılabileceğini planlamada kullanılabilir.
3. Deprem sonrası iyileştirme:
Deprem olduktan ve ilk yardım işleri tamamlandıktan sonra, yeniden yapılanma süreci başlar. İnsanların durumunun iyileştirilmesi, bölgede zarar gören yapıların yıkılması ve yeniden yapılması gerekir. Yeni yerleşim birimlerinin kurulması, iş gücünün dağıtılması, göç sonrasında bölgenin değişen profilinin değerlendirilmesi, yine hep coğrafya üzerinde gerçekleşir. Bu aşamalarda da GIS önemli katkılar sağlayacaktır.
Bu aşamalarda GIS kullanımının daha geniş anlatımı, Sanal Gazete Eylül ‘99 sayısında yer almaktadır. Sanal Gazete'deki bu yazıya ve "Türkiye Deprem Sitesi"ne, www.sayisalgrafik.com.tr/deprem adresinden ulaşabilirsiniz. "Türkiye Deprem Sitesi"nde, Yerküre ve depremlere ilişkin açıklayıcı bilgiler ile, Yerküre ve Türkiye'nin depremselliğine ilişkin etkileşimli sayısal haritalar yer alıyor. SAYISAL GRAFİK tarafından bedelsiz bir kamu hizmeti olarak hazırlanan "Türkiye Deprem Sitesi", başta bilim adamları, araştırmacılar, öğretim üyeleri, kamu görevlileri ve basın/yayın ilgilileri olmak üzere herkese açık.
Şekil 1: Marmara bölgesi jeoloji haritası
Deprem Senaryosu
Deprem olduğunda nerelerin hangi oranda etkileneceği ve hangi önlemlerin alınması gerektiği mevcut verilerin değerlendirilmesi ile belirlenip buna uygun deprem senaryoları üretilebilir. Bu sayede örneğin, Adalar'ın güneyindeki bir fayda oluşabilecek 6,0 büyüklüğünde bir depremin, Kartal ilçesini nasıl etkileyeceğini belirlemek mümkün olur. Bir deprem esnasında binalara ve altyapıya hasar veren şey deprem kaynaklı yer hareketidir. Deprem senaryoları için dünyada birçok yaklaşım ve model vardır. Risk analizinde yer hareketinin ivme, hız veya yer değiştirme değerleri kullanılabilir. Bu araştırmada deprem dalgalarının neden olduğu ivme incelenmiştir.
Belirli bir alandaki ivme şu parametrelere bağlıdır:
log(ah)= -1.05 + 0.245Ms - 0.001r - 0.786log(r) - 0.15log(V)
Burada "ah" yatay ivmeyi, "Ms" depremin yüzey dalgası büyüklüğünü, "r" bölgenin depremin odağından uzaklığını, "V" kayma dalgası hızını (shear-wave velocity) temsil eder. "V" değerinde yerel zemin profilleri için ölçüm ile belirlenen değerlerin kullanılması gerekir. Ancak Marmara Bölgesi'nin tümü için bu tür veri olmadığından, jeoloji haritasındaki formasyonların egemen kaya türü ve bu kaya türlerine karşı gelen kayma dalgası hızı değerleri kullanılmıştır. Kuşkusuz detay jeoloji haritaları ve zemin parametreleri kullanılarak çok daha detaylı modellerin üretilmesi mümkündür. Bu durumda çok farklı sonuçlara ulaşılabilecektir. Diğer yandan bu modelde kullanılan formül de içinde bulunulan jeolojik faktörlere bağlı olarak değiştirilebilir. Bu model yardımıyla her bölge için en fazla ivme değeri hesaplanmıştır. Gösterimde kolaylık açısından, ivme değerleri, aletsel şiddet (instrumental intensity) değerlerine çevrilerek haritaya yansıtılmıştır. Bu çevrim için TriNet (www.trinet.org) organizasyonunun tabloları kullanılmıştır.