| K E N A R Y A Z I S I |
Takvim
Zamanın geçişinin algılanabilmesi değişimin izlenmesi ile mümkün olabilmiştir. Güneş'in baktığımız noktaya göre yer değiştirmesi, bitkilerin büyümeleri, küçük bir çocuğun gelişimi, kendimizde hissettiğimiz fiziksel değişim bize zamanı algılatır.
İnsanoğlu zamanı ölçebilmek için kendini yineleyen doğa olaylarını gözlemlemiştir. Gün, ay, mevsim, yıl Dünya'nın, Ay'ın ve Güneş'in birbirine göre konumları ve hareketleri ile tanımlanabilmektedir. Toplumsal yaşam hafta gibi saat gibi yapay zaman birimlerini de üretmiştir.
Zaman birimi olarak alınan doğa olaylarının birbiri ile tam sayıya dayalı ilişkileri olmaması ve değişkenlikler göstermesi insanlık tarihi boyunca ciddi sorunlar yaratmıştır. Örneğin Dünya'nın Güneş etrafındaki bir tam turu yıl olarak, kendi etrafındaki bir turu da gün olarak tanımlanmaktadır. Ancak bir yıldaki gün sayısı tam sayı değildir. Günün tanımı da referans noktanıza göre değişmektedir. Örneğin Güneş'in belli bir boylama yeniden gelmesi için Dünya'nın kendi etrafında bir tam turdan biraz daha fazla dönmesi gerekmektedir, çünkü Dünya aynı zamanda Güneş'in etrafında dönmektedir. Aylarda da benzer bir durum vardır. Ay'ın Dünya'nın etrafında bir tur atması doğal bir referans oluşturmuştur. Ancak iki dolunay arasındaki zaman ile Ay'ın Dünya'nın etrafında bir tam tur atması arasında fark vardır. Üstelik yine günde olduğu gibi bir yılda Ay'ın Dünya'nın etrafında dönme sayısı tam değildir. Ay'ın Dünya etrafında dönüşü ile Dünya'nın kendi etrafında dönüşü de tam sayı ile ilişkili değildir.
Uygarlaşma yolundaki insanın yerleşik toplumsal yaşamı takvim gereksinimini doğurmuştur. Takvimi genel olarak toplumsal yaşamı düzene sokmak, dinsel, tarihsel ve bilimsel gereksinimlere yanıt vermek üzere günlerin gruplanması olarak tanımlayabiliriz.
Farklı toplumlarda geliştirilen değişik takvimler Ay'a ve Güneş'e dayalı takvimler olarak iki grupta toplanabilir.
Bugün kullandığımız takvim 1582'de kabul edilmiş olan Gregorian Takvimi'dir. Gregorian Takvimi daha önce kullanılan Julian Takvimi'nin gelişirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Her iki takvim de Güneş Takvimleridir.
Takvimlerin oluşturulmasındaki ana problem doğa olayları ile takvim arasında uyum sağlayabilmek olmuştur. Yani aylardaki gün sayısı, bazı yıllara gün eklemek, referans konumların, örneğin ilkbahar noktasının (vernal equinox) her yıl aynı tarihe gelmesini sağlamak takvim oluşturmaya çalışanların önemli sorunları olmuştur.
Zaman dilimlerini sayılarla veya adlarda sıralamak fazla zor olmamıştır. Örneğin bugün kullandığımız takvime göre Milattan Önce (BC) birinci yıldan sonra Milattan Sonra (AD) birinci yıl gelmektedir. İçinde bulunduğumuz yirminci yüzyıl ve aynı zamanda ikinci bin yıl 2000 yılının sonunda bitmektedir. Yeni yüzyıl ve yeni binyıl 2001 yılı ile başlayacaktır.
Tarihin akışı kesintisizdir. Başka bir sıfır noktası seçilmiş olsaydı farklı bir yüzyıla veya binyıla giriyor olabilirdik.
Doğada yıl tanımlanabilir, ancak başlangıç noktası insanın seçimidir.
Erol Parmakerli