Deprem Sırasında ve Hemen Sonrasında Acil Yardım
Deprem olduğunda ilk bilinmesi gereken, depremin nerede olduğu ve nereleri etkilemiş olabileceği bilgisidir. Böylece ilk yardım çalışmaları doğru yerlere yönlendirilebilir. Hemen yapılması gereken şey, arama ve kurtarma ekiplerinin en kısa sürede bölgeye ulaşmasını sağlamak ve mümkün olduğu kadar çok insanı göçük altından çıkarmaktır. Eşzamanlı olarak yaralıların tahliyesi de yapılmalıdır. Yine dikkat ederseniz, bu sayılanların içinde coğrafya boyutu hep vardır.
Merkez üssün saptanması: Bir deprem olduğunda ilk ulaşılması gereken veri, depremin nerede ve kaç büyüklüğünde olduğudur. Bu veri haritaya işlenerek en fazla hasar görme olasılığı olan yerler saptanabilir. Yukarıda anlatılan deprem senaryosu hemen işletilerek, bölgede nerelerin hangi oranda etkilenmiş olabileceği bilinir. Böylece bölgeye gönderilecek yardımın ve gönderme yollarının raporları elde edilir ve hazırlıklar buna göre planlanır.
Yolların denetimi: Deprem olduktan sonra bölgeye ulaşmak birinci dereceden önemlidir. Bu nedenle bölgeye giden en kısa / en uygun yollar, acil olarak belirlenir. Bu belirleme, yol durumları göz önüne alınarak GIS yazılımlarıyla yapılabilir. Bölgeye giden alternatif yollar da bulunduktan sonra, yardımların, yaralı tahliyelerinin ve bölgede yakını olan insanların hangi yolları kullanması gerektiği ortaya çıkar. "Yollar kapalıydı, bu yüzden bölgeye ulaşamadık" geçerli bir özür değildir. Sonuçta enkaz altından yaralı çıkarma, ilk saatlerde ve günlerde yapılırsa başarılı olur. Tabii bu aşamaya gelene kadar, ilk yardım kapsamında sayılan tüm hazırlıkların yapılmış olması gerekir.
Durumu izleme: Deprem bölgesi için sürekli güncellenen ve gereksinimi olan birimin ulaşabileceği durum haritalarına ve raporlarına gerek vardır. Yıkılan mahalleler, altyapı arızaları, kalıcı ve geçici hastanelerin konumu, vb., haritalar üzerinden ilgili veriler de iliştirilerek işlenmeli ve güncel tutulmalıdır. Hangi bölgede, ne kadar insan açıkta kalmış bilinmelidir. Bu bilgi, yardım dağıtımı planlamasında kullanılır. Durum izlemede uydu görüntüleri veya hava fotoğrafları da kullanılabilir. Bu tür görüntüler, hızla elde edilebildiğinden ve GIS yazılımları tarafından işlenebildiğinden, var olan haritalarla karşılaştırma yaparak bölge yapısındaki değişiklikler belirlenebilir.
Kaynakların kullanımı: Kaynaklar, doğru zamanda, doğru yerlerde ve yeterli miktarda kullanılmalıdır. En önemli kaynak, kurtarma ekipleridir. Yıkılan binaların tespiti yapılarak kurtarma ekiplerinin planlı bir şekilde çalışmaları sağlanabilir. Haritalar üzerinden bölgeler belirlenerek, kurtarma ekipleri yönlendirilebilir. Benzer biçimde kurtarma için gerekli malzemelerin dağıtımı da, GIS ile eşit şekilde yapılabilir ("a" bölgesinde "n" adet iş makinesine gereksinim var).
Yardımların dağıtımının planlanması da sağlıklı olarak yapılması gereken bir iştir. Hangi bölgelerde yardıma gereksinim var, bu yardımların türü ve miktarı nedir, dağıtım merkezlerinin yeri nerede olmalı türünden sorulara yanıt bulmak gerekir. Görevli ve gönüllülerin nerelerde kullanılacağı da, yine "akıllı" haritalar üzerinden yapılan planlamayla gerçekleştirilmelidir.
Geçici yerleşimler: Depremi izleyen günlerde bölgeye çadır kent, aş evi, geçici hastane gibi yerlerin kurulması gündeme gelir. Örneğin çadır kent için yer belirlerken şu kriterler göz önünde bulundurulmalıdır: Yollara yakın olması, su kaynağına yakın olması, yağmur önlemi olarak arazi eğiminin su akışına izin vermesi, zemin özelliklerinin uygun olması, deprem riskinin göreceli olarak az olması, "x" m2'den büyük alan olması (yerleşecek kişi adedine göre hesaplanır). GIS analizi ile kriterlere uygun arazi parçaları bulunabilir. Bu yerleşimler, halka da duyurulmalıdır. Örneğin çadır kentleri, aş evlerini, tuvaletleri ve hastaneleri içeren haritalar (basit krokiler), belli başlı yerlere asılarak halk bilgilendirilebilir. Şekil 4'te Internet üzerinden yayımlanan bölgedeki çadır kent konumları ve bilgileri görülüyor.
Entegrasyon: Deprem sonrasında yaşanan bir problem de, çok farklı kaynaklardan çok farklı formatlarda verinin gelmesidir. Bu doğaldır, çünkü bilgi toplayan değişik kuruluşlar, değişik kriterlere önem verirler. Farklı kaynaklardan gelen veriler, GIS ile entegre edilebilir. Her veri, coğrafi kayıtları da içerecek şekilde tutulursa (örneğin mahalle adı veya sokak adı), birbiriyle çakıştırılabilir. Böylece hem veri zenginliği elde edilir, hem de çapraz kontrol olanağı doğar. Kuruluşlar, bu verilere gereksinimlerine göre farklı formatlarda ulaşabilirler.
Deprem Sonrası İyileştirme
Deprem olduktan ve ilk yardım işleri tamamlandıktan sonra, yeniden yapılanma süreci başlar. İnsanların durumunun iyileştirilmesi, bölgedeki yapıların ise yıkılması veya yeniden yapılması gerekir. Yeni yerleşim birimlerinin kurulması, iş gücünün dağıtılması, göç sonrasında bölgenin ve göç alan yerlerin değişen profillerinin değerlendirilmesi, yine hep coğrafya üzerinde gerçekleşir.
Hasar tespiti: İnsan varlığına ve ekonomik potansiyele ilişkin hasar tespit çalışmaları yapılmalıdır. Bölgenin değişen profili incelenmeli ve deprem öncesi haliyle karşılaştırılmalıdır. Örneğin, binalar üç kategoride değerlendirilebilir: Sağlam, bakım gerektirir ve içinde oturulamaz. Benzer şekilde altyapı, ticari binalar, tarımsal alanlar, su kaynakları, endüstriyel yapılar ve ulaşım hatları için de, hasar tespit çalışması yapılması gerekir. Tarihi ve kültürel varlıklardaki hasarın tespiti, ayrı bir önem taşır. Hasar tespiti sonuçları, gerek planlama, gerekse inşa sırasında yeniden yapılanma için kullanılacaktır. Şekil 3'de, GIS ile bina hasar tespit çalışması görülüyor. Taşan deniz altında kalan binalar, bindirme analiziyle belirlenir. Sahada toplanan bina hasar durumları işlenir. Birleştirilince, hasar tespiti haritaları ve raporları üretilir.
Şekil 3: Sular altında kalan binaların GIS ile tespiti
Hak sahipleri: Deprem bölgesinde yıkılan konut ve işyeri bulunan kişilerin, durumu kanıtlamalarında problemler yaşanmaktadır. Halbuki hasar tespiti yapılıp tapu kayıtlarıyla bağlantılı haritalara işlenerek, bu raporlar GIS yazılımları ile otomatik olarak üretilebilir. Bir tipik örnek, denize kayan bölgelerde kalan binalar için yaşanmaktadır. Basit bir bindirme analizi, denize kayan bölgelerdeki bina verilerine ulaşmak için yeterlidir.
Sorumluların tespiti: Binalar yıkıldıktan sonra, hatanın nereden kaynaklandığını bulmak için yukarıda anlatılan deprem senaryosu tersten çalıştırılabilir. Zemin ve yıkılan bina tipi ilişkisinden, yıkılma nedeninin binanın yanlış yere yapılmasından mı (planlama hatası) yoksa binanın çürük yapılmasından mı (inşaat hatası) kaynaklandığı bulunur.
Enkazların durumu: Bölgenin iyileştirilmesinde karşımıza çıkan bir başka problem de, enkazların durumudur. GIS yazılımlarıyla enkazların en az zarar verecek şekilde ve uygun maliyetle nereye kaldırılması gerektiği bulunabilir.
Değişen profil: Deprem sonrasında bölge nüfusunda değişme olur. Depremde yaşamını yitirenler ve göç edenler, bölgenin profilinde değişikliğe yol açar. Aynı şekilde göç edenlerin gittikleri yerlerin de bilinmesi gereklidir çünkü gittikleri yerde de yapı değişikliği olacaktır. Bu durumların istatistiki analizleri, GIS yazılımları ile yapılabilir. Örneğin, yıkılan endüstri tesisleri nedeniyle iş sahibi olan insanların işlerini yitirmeleri, yaşamını yitirenler nedeniyle endüstri tesislerinin iş gücü kaybı söz konusudur. İşe ve iş gücüne gereksinimi olanların bölgesel olarak eşlenmesi de, yine GIS yazılımlarıyla gerçekleştirilebilir.
Internet'in Önemi
Depremlere ilişkin elimizde bilgiler var - deprem bölgeleri, diri fay hatları ve geçmişteki depremler, depremden sonra ilkyardım bekleyen bölgeler, kurulan çadır kentler, ölü ve yaralı listeleri, yardım sağlayanlar ve yardıma gereksinimi olanlar vs. Tüm bu bilgilerden iki grup insan yararlanır: uzmanlar, araştırma ve planlama yapmak için, vatandaşlar ise bilgilenmek için. Peki tüm bu bilgileri ilgililerin kullanımına nasıl açabilirsiniz? Telefon, gazete veya televizyon aracılığıyla mı, makalelerin yer aldığı kitaplarla mı, verileri içeren CD'leri dağıtmakla mı? Bu tür bilgilerin yayımlanmasında en uygun ortam, verilerin güncel olabilmesi, hızlı ulaşılabilmesi, yaygın erişime olanak tanıması ve kalıcı olarak başvuru kaynağı oluşturması açısından, Internet gibi görünüyor. Gerektiği gibi kullanıldığında Internet, bilgi paylaşımında daha önce sahip olmadığımız bir esneklik getirir. GIS uygulamaları da artık Internet üzerinden yapılabildiğinden, afet yönetiminde Internet'in kullanılması kaçınılmazdır. Şekil 4'te, Internet üzerinden yayımlanan çadır kent ve hastane haritası görülüyor. Bu harita, çok değişik kurumlar tarafından, çok değişik şekillerde kullanılabilir. Kriz merkezleri tarafından planlama ve izlemede, tabipler odası tarafından sağlık yardımlarının iyileştirilmesinde, çadır kente gidecek yardımlar için ulaşımın belirlenmesinde, sahadan veri toplayan insanlar tarafından verilerin güncellenmesinde, çadır kentte yaşayan yakınını görmek isteyen insanlar için yol bulmada, kurulacak yardım depoları için yer seçiminde gibi, örnekleri çoğaltmak olası.
Şekil 4: Internet üzerinden çadır kentlere erişim
Autodesk Türkiye dağıtıcısı SAYISAL GRAFİK afet yönetiminde GIS çözümlerinin büyük önem taşıdığına inanıyor. Siz bu anlatılanları "lüks" olarak değerlendiriyorsanız, o zaman "yara sarmaya" devam edilecek demektir. Afetin felakete dönüşmesini önlemek için önce niyet, sonra da doğru yöntemler gerekir. Kuzey Anadolu Fayı, yeni deprem hazırlıklarına başladı bile. Peki biz karşı durmak için gerekenleri yapmaya başladık mı?