İmar Planlaması ve Yapı Üretim Süreçleri

17 Ağustos'da tüm Marmara bölgesini sarsan büyük bir deprem felaketi yaşandı ve hemen bu büyük yıkımın sorumluları aranmaya başlandı. Tek tek suçlu aramak veya sadece inşaat yapımı veya denetiminin tartışılması yerine tüm sürecin gözden geçirilmesi daha doğru olacaktır.

Türkiye'de imar planlaması ve yapı üretim sürecinin tümü 3194 nolu İmar Kanunu'na dayanarak gerçekleştirilmektedir. İmar Kanunu, plan hiyerarşisini gözeterek, plan ve yapı üretim hizmetlerinin tümünü birbirine bağlar. Bir üst ölçekte gözönünde bulundurulmayan etkenler direk olarak bir alt ölçeğe yansır. Planlama sürecindeki tüm aşamalar önemli ve yaşamsaldır.

Yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenen İmar Kanununda, planlama kademeleri; en üst ölçekte Bayındırlık Bakanlığı ve gerekli gördüğü durumlarda Devlet Planlama Teşkilatının aldığı makro düzeydeki kararlarla Bölge ve Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması ile başlar, daha sonra bu plana uygun olarak ilgili belediyeler tarafından yerleşme alanlarının büyüklük ve gelişme durumları, kullanım biçimleri, ulaşım durumu gibi kararları içeren Nazım İmar Planları yapılır veya yaptırılır. Nazım İmar Planlarından sonraki aşamada yapı adalarının kullanım, yoğunluk ve düzenine karar veren Uygulama İmar Planları belediye tatafından yapılır veya yaptırılır, bu alanlarda ifraz tevhid ve parselasyon planlarının hazırlanmasından sonra belediyenin denetiminde yapı üretim süreci başlar.

Bu yazıda İmar Planlaması ve Yapı Üretim Süreçleri 3194 sayılı İmar Kanun plan tanımları ve yapı denetim maddelerinden yola çıkarak incelenmeye çalışılacaktır:

Bölge ve Çevre Düzeni Planları
Ülke çapında makro düzeyde sosyal kültürel ve ekonomik değerlerin gözönünde bulundurularak, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve altyapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanan planlardır. Bayındırlık Bakanlığı tarafından (kanunda belirtilmemiştir) gerekli gördüğü durumlarda ise Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanır.

Planlama aşamasında Afet İşleri veya MTA tarafından hazırlanan jeoloji haritaları kullanılır. Topraklarının büyük bir bölümü 1. ve 2. derece deprem kuşağında yer alan Türkiye'de bu planların hazırlanması sırasında afet riskinin gözönünde bulundurulması kaçınılmazdır. Fakat Türkiye'nin temel sanayilerinin küresel fay hattının üzerinde yer seçtiğini görürüz.

Nazım İmar Planı
"varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır" (İmar Kanunu, madde 5) İlgili belediyeler tarafından veya İller Bankası tarafından yapılır veya yaptırılır.

Nazım Plan aşamasında İller Bankası'nın yaptığı veya yaptırdığı planlar için "İller Bankası Teknik Şarnamesine uyulması zorunludur" Bölgeye ait jeolojik durum haritası İller Bankası tarafından yapılır veya yaptırılır. Şartnameye göre jeolojik durumun analizi ve planlama aşamasında göz önünde bulundurulması şarttır.

Belediyelerin yaptığı veya yaptırdığı Nazım İmar planlarında İmar Kanunu maddeleri esastır, belediyeler gerekli gördükleri durumlarda "İller Bankası Teknik Şartnamesi"nin kullanılmasını zorunlu tutarlar.

Bu tanımda ilk dikkati çeken nokta "varsa" ibareleridir. Bölge veya çevre düzeni planının olmaması makro düzeyde afet riskine karşı bir karar alınmadığı ve geleceğe dönük olarak afet konusuna önem verilmediği görülür. Yapılan plan için kadastral durumun bile olması gerekmiyorsa bölgeye ait jeolojik etüdler konusunda soru işaretleri belirmektedir ki Türkiye haritası üzerinde çok genel olarak belirlenmiş deprem kuşakları dışında plancıların kullandığı bir deprem riski haritası mevcut değildir.

Uygulama İmar Planı
"….nazım imar planı esaslarına göre yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır." (İmar Kanunu, madde 5) İlgili belediyeler tarafından veya İller Bankası tarafından yapılır veya yaptırılır.

Uygulama Planı aşamasında da İller Bankası'nın yaptığı veya yaptırdığı planlar için "İller Bankası Teknik Şarnamesine uyulması zorunludur" Bölgeye ait jeolojik durum haritası İller Bankası tarafından yapılır veya yaptırılır. Şartnameye göre jeolojik durumun analizi ve planlama aşamasında göz önünde bulundurulması şarttır.

Belediyelerin yaptığı veya yaptırdığı Uygulama İmar Planlarında da İmar Kanunu maddeleri esastır, belediyeler gerekli gördükleri durumlarda "İller Bankası Teknik Şartnamesi"nin kullanılmasını zorunlu tutarlar.

Uygulama İmar Planlarının yapım aşamasında kullanılan jeolojik haritalar, gözlemleri içeren Nazım İmar Planlama aşamasında kullanılan haritalardır. Parsel bazında karar üretilen bu ölçek için kanunda zemin taşıma kapasitesinin hesaplanması ve gerekli sondajların yapılması konusunda hiç bir zorunluluk yoktur. Zemin taşıma konusundaki çalışmalar ancak kurum özel olarak isterse yapılır. Planda jeolojik açıdan sakıncalı olarak belirtilen alanlarda arazisi olan kişiler de zemin taşıma kapasitelerini sondaj yaptırarak öğrenebilirler.

Kanun ve ilgili yönetmelikte uygulama imar planı yapım sürecinde afet bölgeleri için özel bir planlama anlayışı yoktur. Bölgenin özelliğine bakılmadan tüm bölgeler için aynı planlar yapılagelmektedir. Afetlere karşı yapı düzeyinde alınacak önlemler için tasarım aşamasında kullanılacak bir yönetmelik yoktur, sadece mühendislik önlemlerini içeren bir yönetmelik kullanılmaktadır. Uygulama imar planında afet bölgesinde yer alacak yapılar için sadece "Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmeliğe Uyulacaktır" notu düşülmektedir. İmar planının hazırlanma aşamasında zemin niteliklerini gösterir bir haritanın kullanım zorunluğu yoktur.

Yapı ve Yapı ile İlgili Esaslar
"Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye, tapu, mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir." (İmar Kanunu, madde 5) Gerekli belgeler belediyeler veya valiliklerce incelenerek eksik veya yanlış bulunmuyorsa yapı ruhsatiyesi verilir, eksik veya yanlışlıklar varsa bildirilerek düzeltildikten sonra yapı ruhsatiyesi verilir."

Yapı tamamlandıktan sonra mal sahibinin müracaatı üzerine yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespitinden sonra Yapı Kullanma İzni verilir.

İnşaat yapan müteahhitlerin sicilleri belediyelerce tutulur.

Yapı denetimi konusunda yetkili fenni mesullerin hangi meslek gruplarından oluşacağı, görev ve yetkileri yönetmelikle belirlenmiştir. Bu fenni mesuller yapıyı ruhsat ve eklerine uygun olarak yaptırmaya, ruhsat ve eklerine aykırı yapılması halinde ruhsatı veren belediyeye veya valiliklere bildirmeye mecburdur.

Yapı ruhsatı ve denetimi konusundaki aksaklıkları açıklamak amacıyla, "3194 Sayılı İmar Kanununun Afet Zararlarının Azaltılması Amacıyla Revizyonu" adı altında ODTÜ tarafından hazırlanan taslaktan bölümler almakta yarar var:

"İmar Kanunu kentsel yerleşimlerde yapı denetimi erkini belediyelere bırakmıştır. Bir yapının yapım sürecinde belediyeler proje denetimini bizzat kendi imar müdürlükleri ile yapmakta ve inşaat ruhsatı vermekte, inşaat denetimi ise fenni mesul olarak tanımlanan kişiler tarafından yapılmaktadır. Bu sistem kendi içinde ciddi zayıflıklar taşımakta ve işlememektedir. Nedenlerini kısaca sıralamak mümkündür.

Yukarıdaki süreçten de anlaşılacağı gibi plan hiyerarşisi içerisinde hiç afet olmayacakmış gibi davranılarak afet konusu tamamıyla dışlanmıştır. "Afet" sözcüğünün İmar Kanununun sadece 9. maddesinde bir kereye mahsus olarak geçmesi de bunun bir göstergesidir. Türkiye'de imar planlama ve yapı üretim süreci bölgesel düzeyden yapı kullanım izni verilmesine kadar birbirine bağlıdır, bu hiyerarşi içerisinde herhangibir etapta ortaya çıkan problemler veya gözönünde bulundurulmayan etkenler (afet gibi) tüm süreci etkileyecektir. Bu yüzden en üst ölçekten en alt ölçeğe kadar bilginin kendisinin, bilgiye erişimin, bilgiye sahip olan kişinin her birinin bu süreçte önemi vardır.

Türkiye'de İmar kanunundaki planlama sürecinin dışında gelişen bir başka süreç de kaçak yapılaşma ile ilgilidir. Seçim dönemlerinde çıkarılan imar afları sonrasında tapu ve yapı kullanım izni verilen binalar için hiç bir denetim uygulanmamaktadır. Büyük kentlerin %60'a yakın bir bölümünün gecekondu ve kaçak yapılardan oluştuğu göz önünde bulundurulursa; kaçak yapılaşmalar konusunda kararlar alırken afet riskinin göz önünde bulundurulması kaçınılmazdır.

Yaşamsal önemi olan imar planlama ve yapı üretimine daha geniş bir perspektiften bakarak kanunun yeniden düzenlenmesinin zamanı gelmiştir.

Aralık sayımızda büyükşehir belediyelerindeki imar planlama ve yapı üretim süreçleri ayrıntılı olarak incelenecektir.

1) 3194 nolu İmar Kanunu, 9 Mayıs 1985 tarih ve 18749 sayılı Resmi Gazete
2) "3194 Sayılı İmar Kanununun Afet Zararlarının Azaltılması Amacıyla Revizyonu: ODTÜ Tarafından Hazırlanan Taslak, http://www.metu.edu.tr/home/wwwweere/imar.htm

Ana Sayfa
SAYISAL GRAFİK Web Sitesi